Amerika Birleşik Devletleri’nde işsizlik maaşı başvuruları, ekonomist beklentilerinin üzerinde bir artış göstererek işgücü piyasasında potansiyel bir soğumaya işaret etti. Bu durum, Federal Rezerv’in (Fed) faiz politikasına ilişkin spekülasyonları yeniden alevlendirdi ve piyasalardaki faiz indirimi beklentilerini etkiledi.
ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan son verilere göre, 4 Mayıs ile biten haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 231.000 olarak kaydedildi. Bu rakam, ekonomistlerin ortalama 210.000’lik beklentisinin oldukça üzerinde gerçekleşirken, bir önceki haftanın revize edilmiş 208.000’lik (başlangıçta 207.000) sayısını da aştı.
Devam eden işsizlik maaşı başvuruları da benzer bir yükseliş trendi sergiledi. 27 Nisan ile biten hafta itibarıyla, dört haftalık ortalama işsizlik maaşı alanların sayısı 1.785.000‘e ulaştı. Bir önceki haftanın revize edilmiş 1.774.000’lik rakamına kıyasla bu da bir artış anlamına geliyor ve işgücü piyasasında devam eden bir zayıflamaya işaret ediyor.
İşgücü Piyasasında Soğuma Sinyalleri Güçleniyor
Son haftalarda açıklanan diğer ekonomik verilerle birlikte işsizlik maaşı başvurularındaki bu artış, ABD işgücü piyasasının sıkılığının kademeli olarak azaldığına dair sinyalleri güçlendiriyor. Güçlü bir işgücü piyasası, tüketicilerin harcama kapasitesini desteklerken, aynı zamanda ücret artışları yoluyla enflasyonist baskıları da körükleyebilir. Bu nedenle Fed, hem enflasyonu düşürmek hem de istihdam piyasasını dengelemek arasında hassas bir çizgi izlemek zorunda.
İşgücü piyasasındaki bu gevşemenin, Fed’in %2’lik enflasyon hedefine ulaşma yolunda ilerlediğine dair ek kanıt sağlayarak, olası faiz indirimlerine zemin hazırlayabileceği düşünülüyor. Ancak, enflasyon verilerinin hala Fed’in hedeflerinden uzakta seyretmesi, para politikası yapıcıların temkinli davranmasına neden oluyor.
Fed’in Faiz Kararları Üzerindeki Etkisi
Bu veriler, özellikle Federal Rezerv’in para politikası kararları açısından büyük önem taşıyor. Fed, maksimum istihdam ve fiyat istikrarı olmak üzere ikili bir görevle hareket etmektedir. İstihdam piyasasında bir yavaşlama, Fed’in enflasyonla mücadelede ilerleme kaydettiği argümanını destekleyebilir ve faiz indirimleri için daha uygun bir ortam yaratabilir.
Ancak, son dönemde Fed yetkililerinden gelen açıklamalar, faiz indirimleri konusunda aceleci davranılmayacağı yönünde. Örneğin, Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, “enflasyonda düşüşün devam ettiğini görmek için zamana ihtiyaç olduğunu” belirtmiş ve faiz indirimlerinin beklenenden daha uzun sürebileceği mesajını vermişti. Benzer şekilde, diğer Fed yetkilileri de faizleri “yeterince kısıtlayıcı” seviyelerde tutma ve “veri odaklı” yaklaşım benimseme vurgusu yapmıştı.
Piyasaların Gözü: Fed Ne Zaman Harekete Geçecek?
Piyasalar, Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair ipuçlarını yakından takip ediyor. İşsizlik başvurularındaki bu beklenmedik artış, bir yandan işgücü piyasasının yavaşladığını göstererek faiz indirim beklentilerini kısa vadede güçlendirebilirken, diğer yandan güçlü enflasyon verileri bu beklentileri dengeliyor.
Bu çelişkili sinyaller, yatırımcılar ve analistler arasında Fed’in ilk faiz indirimini ne zaman yapacağına dair farklı görüşlerin oluşmasına neden oluyor. Mevcut durumda, yılın ikinci yarısında bir faiz indirimi olasılığı hala masada olsa da, gelen her yeni ekonomik veri bu beklentileri yeniden şekillendirme potansiyeline sahip.
Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon, istihdam ve büyüme verileri, Fed’in faiz patikasını belirlemede kritik rol oynamaya devam edecek. İşsizlik maaşı başvurularındaki bu yükseliş, Fed’in karar alma sürecinde dikkatle değerlendireceği önemli bir gösterge olmaya devam edecektir.